Skip to content
Increase font size Decrease font size Default font size blue color orange color green color

Erhan Ozcan

Anasayfa Somatoform Bozukluklar
Somatoform Bozukluklar
İçerik Listesi
Somatoform Bozukluklar
Somatoform Bozukluklar II
Somatoform Bozukluklar III
Tüm Sayfalar

Hipokondriasis (Hastalık Hastalığı)

Hipokondriasis, kişinin bedeninde bir bozukluk olmadığı halde sürekli hastalık kaygıları ve çeşitli bedensel yakınmalarla seyreden durumudur. Sıklık ve yaygınlık yeterince bilinmemektedir. Bu hastalar sıklıkla psikiyatri dışı hekimlere giderler; hekim hekim dolaşırlar. Genç yaşta başlamakla birlikte 40-60 yaşları arasında daha sık görülür. Kadında ve erkekte aynı orandadır. Gelişmekte olan toplumlarda hipokondriasis ve başka tür Somatoform Bozuklukların daha sık görüldüğü kabul edilmektedir.

Aşağıdaki belirtilerin varlığı halinde hipokondriasisten bahsedilir.

  • Kişinin vücudunda hissettiği, algıladığı nitelik ya da niceliksel farklılıkları yanlış yorumlayıp, bunlara kotu bir anlam vererek, ağır bir hastalığı olduğu ya da olacağı düşünce ve korkusunu yaşaması.
  • Gereken inceleme ve muayenelerin hekimlerce yapılarak, o alanda bir sorunun olmadığının söylenmesine karşın, bu düşünceler devam etmektedir.
  • Hastanın bu düşünceleri kendinde yüksek bir gerilime yol açmakta, mesleki ve sosyal alanlarında, kendi işlev düzeylerinde bozulmalara neden olmaktadır.
  • Bu rahatsızlık en az 6 ay devam etmektedir.
  • Bu düşünceler depresif bozukluklar, panik ve yaygın anksiyete bozuklukları, OKB gibi diğer rahatsızlıkların ait bir özellik olarak bulunmamalıdır.
  • Kişi belirli bir hastalığının olmayabileceği ya da durumunu hastalık seklinde abartmış olabileceğinden bahsedebilir. Yani aksi ispatlanamayan sabit bir düşünce (sanrı) boyutunda değildir.

Bu hastalarda, hastalanma korkusu ya da aslında olmadığı halde ciddi bir hastalığı olduğu inancı vardır. Kişinin beden semptomlarını yanlış yorumlaması söz konusudur. Herhangi bir organ ya da işlevsel sistem etkilenebilir. Mide-barsak, kalp-damar sistemleri ile ilgili olanlar, en sık olarak görülenlerdir.

Hastalar, bir hastalık ya da organlarında kötü işleyiş olduğuna inanırlar. En sık yakınmalar Mide-barsak, kalp-damar sistemleri ile ilgili olanlardır. Muayenede bir bedensel hastalık bulunmaması ve laboratuar testlerinin normal çıkması, kısa süre için hastaya bir güven sağlasa da belirtiler tekrar geri döner. Günlük dilimizde bu kişilere “hastalık hastası” denilir. Kalp uzmanına gider; kalp elektrosu ve muayene normal çıkar. Sonra aynı uzmana ya da başka uzmana. Bir çanta dolusu tıbbi evrakla dolaşır durur.

Arada iyileşmelerle seyretmekle birlikte kronik gidişli bir hastalıktır. Alevlenmeler, genellikle saptanabilir bir yaşam stresi ile bağlantılıdır. Eğer başka bir bedensel hastalık eklenirse daha ağır seyreder.

Konversiyon (Sinirsel Bayılma Bozukluğu)

Konversiyon bozukluğu, altta yatan organik bir neden bulunmaksızın ortaya çıkan, bayılma, felç olma ve duyu kaybı gibi nörolojik belirtilerdir. Hastalar sorunlarının ruhsal olduğunun farkında değildir ve istemli olarak bu belirtileri kontrol edemezler, yani belirtiler bilinçli olarak ortaya çıkmaz. Batı ülkelerinde nadir görülen bir hastalık olmasına rağmen yurdumuzda sık rastlanmaktadır.

Toplumda ne sıklıkta olduğu tam olarak bilinmemektedir, ancak kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat fazla görülmektedir. Her yaşta görülebilir, çocuklarda da nadiren görülebilir, sıklıkla ergenlik ve gençlik döneminde ortaya çıkmaktadır. 10 yaşın altında ve 35 yaşın üstünde seyrek görülmektedir. Ancak araştırmalar 50-60 yaşları arasında hastalığın görülme oranının tekrar arttığını göstermektedir. Çocuklarda dayak ve cinsel taciz hastalığın görülme oranını artırmaktadır. Düşük sosyoekonomik seviyede daha sık rastlanmaktadır.

En sık görülen belirtiler şunlardır;

  • Bayılma, sara benzeri nöbet geçirme: genelde kalabalığın olduğu yerlerde bayılma görülür. Hastalar tek başına iken bayılma pek olmaz. Bayılma sırasında kendini yaralama ve bilinç kaybı pek görülmez. Bayılma genelde uzun sürelidir. Hasta çevrede olanları duyduğunu ancak yanıt veremediğini, tüm bedenini felç olmuş gibi hissettiğini belirtir. Hastalar genelde ağlayarak kendine gelir. Kendine gelirken saldırgan davranışlarda bulunma saçını, yüzünü yolma gibi taşkınlık belirtileri görülebilir.
  • Bedenin herhangi bir yerinde uyuşma veya hiçbir şey hissedememe; genelde kol ve bacakta görülür. Nörolojik muayenende organik bir neden bulunamaz ve uyuşan bölge nörolojik kökenli duyu kayıplarından farklıdır.
  • Körlük: sıklıkla tek gözün görmemesi, iki gözde körlük, tek gözde tüp şeklinde görme bozukluğu olabilir. Göz muayenesi normaldir.
  • Konuşamama, hastalar kısık sesle konuşabilir. Konuşamamayı açıklayacak organik bir neden bulunamaz.
  • Bedenin herhangi bir yerinin hareketinde azalma veya tamamıyla felç olması (kol, bacak veya tüm bedenin felç olması olabilir): hasta bedenin herhangi bir yerinde kuvvet azlığından yakınır. Kuvvet azlığı veya kaybı genelde kol ve bacaklardadır. Nörolojik muayenede kuvvet azlığını açıklayacak bir bulguya rastlanmaz. Bazen felç bir koldan diğerine geçip yer değiştirebilir.
  • Bedenin herhangi bir yerinde titreme veya istemsiz beden hareketleri görülebilir. Bu hareketlerin nörolojik kökenli hareket bozukluklarından ayrılması gerekir.
  • Duruş bozuklukları: hastalar ayakta duramaz ve yürüyemezler, özellikle izlendiklerini anladıklarında belirtilerde artma görülür. Bazen duruş ve yürüyüşün normale döndüğü sonra tekrar bozulduğu görülebilir.
  • Hastalar genelde hastalıklarına karşı kayıtsızdır. Hasta belirtilerinden bahsederken sanki başkasının hastalığından söz ediyormuş gibi kayıtsız kalmaktadır.

 



 

Anket

Aniden başlayan, dakikalar içinde şiddeti giderek artan, sıkıntı hissi, çarpıntı ve ölüm korkusu ile seyreden bir durum hiç yaşadınız mı?
 

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 4 ziyaretçi çevrimiçi

Ziyaretler

mod_vvisit_counterBugün124
mod_vvisit_counterBu Ay1245
mod_vvisit_counterToplam136425

Üye Giriş Formu