| Alkol Kullanımı ve Bağımlılığı |
Sayfa 1 - 5 İnsanlık tarihi boyunca bağımlılık yapan ve kullanımı en yaygın iki maddeden biri tütün diğeri ise alkoldür. Özellikle alkol kullanımı, toplumsallaşmanın olağan bir aracı haline gelmiş, bu nedenle alkole bağlı gelişen bedensel, ruhsal ve toplumsal sorunların önemi oldukça geç fark edilmiştir. İnsanlar, çoğu kez, alkol kullanan diğer insanlara bakarak, alkol kullanımının neden bir sorun olabileceğini anlamakta güçlük çekmişlerdir. Madem bağımlılık yapıyor, alkolün satışına neden izin verliyor? Bazı ülkelerde alkolün üretimi, pazarlanması ve satışı devlet tekeli aracılığı ile yapılmakta; devlet için önemli bir vergi ve gelir kaynağı oluşturmaktadır. Alkol üretimi aynı zamanda pek çok insanın çalıştığı bir sanayi alanıdır. Alkol üretimi -bu nedenlerle- ekonomik açıdan göz ardı edilemeyecek bir niteliğe sahiptir. Alkol ister devlet ister özel sektör tarafından üretilsin, her ülkede özellikle genç kesim için alkole ulaşmayı, temin etmeyi kademe kademe zorlaştıran yasal önlemler vardır. Örneğin; ülkemizde olduğu gibi alkollü içkilere getirilen reklam yasağı, tekel ruhsatı verilecek iş yerlerinin okul ve ibadet yerlerine belli bir uzaklıkta olması vb. Diğer bir deyişle devlet, ulusal politikaları oluştururken, koruyucu ve önleyici yasal unsurlarla toplum sağlığı açısından belli bir dengeyi oluşturmaktadır. Alkolün satışı insanların ille de alkol kullanmaları anlamına gelmeyeceği gibi bir teşvik unsuru gibi de algılanmamalıdır. Alkol kullanımı insanı nasıl etkiler? Alındıktan çok kısa bir süre sonra beyin ve bağlantılı sistemleri (beyincik, omurilik gibi) doğrudan etkilediği için alkol, her insanda, onun tutum ve davranışını değiştirecek düzeyde ani bir etkiye sahiptir. Alkolün insan tutum ve davranışı üzerindeki etkisi bir insandan diğerine hatta aynı insanda bir ruh durumundan diğerine farklılıklar göstermektedir. Alkolün insan futum ve davranışı üzerindeki etkisi kandaki alkol düzeyi ile doğrudan bağlantılıdır. Kan alkol düzeyi yükseldikçe alkol etkisi katlanarak artar ve bir noktadan sonra insanın kendi davranış ve duygularını denetleme gücünü ortadan kaldırır. Tıbbi açıdan sarhoşluğun başladığı düzey 1 desilitre kanda 150-200 mg alkolün bulunduğu düzeydir. Bu düzeye erişmek için gerekli olan miktar, (hacimdeki alkol oranı % olarak yüksek olan içkiler; rakı, votka, viski, cin gibi) sert içkiler için 2-3 duble, (şarap, vermut, bira vb.) diğerleri için buna eşdeğer miktarlardır. Alkolü vücuttan uzaklaştırmak üzere çalışan organ karaciğerdir. Bu nedenle karaciğer sirozu denilen hastalığın belli başlı ilk nedeni, alkol kullanımıdır. Alkolün vücuttan atılması idrar, ter ve soluk havası aracılığı ile gerçekleşmektedir. Alkol yağda eriyen bir madde olduğu için kadınlarda alkolün gerek işlenmesi gerekse vücuttan atılması biraz daha uzun sürmektedir. Bu nedenle kadınlar alkolün kısa ve uzun süreli etkilerine erkeklere göre çok daha fazla duyarlıdır. Alkolün vücuttan atılması sabit bir hızla olmakta, her saatte, kandaki alkol miktarı sadece % 15 civarında azalmaktadır. Bunun anlamı, en son kadehten sonra da alkol etkisinin saatler boyunca devam ediyor olmasıdır. Uzun bir içki gecesinden sonra ortaya çıkan ve öğle saatlerini de içine alan "sabah sarhoşluğu" bu nedenle ortaya çıkmaktadır. Alkol kullanan herkes bağımlı hale gelir mi? İçki içen herkes alkol bağımlısı değildir. Ancak alkol kullanılması, alkole bağımlı hale gelmek açısından herkes için eşit derecede bir risk oluşturur. |
![]() | Bugün | 111 |
![]() | Bu Ay | 1232 |
![]() | Toplam | 136413 |