| Yeme Bozuklukları |
Sayfa 1 - 2 Pek çoğumuz beden ölçülerinden rahatsızdır. Hatta zaman zaman işkence boyutlarında perhizler de yaparız. Bir iki haftada aşırı kilo verip yine aynı hızda kiloları alırız. Bu durum aslında bilinçsiz rejimin bir neticesi olarak ortaya çıkan gayet normal bir durumdur. Çünkü bedenimiz her şeye rağmen kendi bütünlüğünü korumaya programlanmıştır. Bedenimizde tüm hormonal ve fizyolojik dengelerimiz alışılmış kiloya göre programlanmıştır. Bu program eğer birden bire (aşırı rejimle) bozulacak olursa bedensel tepki olarak rejimi azalttığımız anda tekrar kilo alma şeklinde geri döner. Bazen belki normalde zayıf bile sayılabilecek bir kişinin kilo vermek için rejim yapması da karşılaşılan durumlardandır. Hatta bazen o kadar ileri varır ki bu durum kişi yediğini çıkarmak için parmakla kendini uyararak kusmaya bile başlayabilir. Bir süre sonra da otomatikleşen bu durum istenmese bile kusma tepkisi ile kendini göstermeye başlar. Ne yese kusmaya başlar kişi ve sonuçta çok zayıfladığı halde hala kilolu olduğunu düşündüğü için bilinçaltı bir mekanizma ile kusmaya devam edebilir. Bu hastalığın en uç boyut olarak bazen beslenme bozukluğu gelişip durum ölümle bile sonuçlanır. Yapılacak rejimle belli bir sürede belli miktarda kilo vermek gerekir. Aksi taktirde yaptığımız şey rejim değil bedenimize işkence olur. Bir süre sonra isyan eden bedenimiz bizi cezalandırabilir. Kaldı ki bir ay içinde vücut ağırlığımızın % 5inden fazlasını vermek depresyon dahil bir çok rahatsızlığın ortaya çıkmasına sebep olabilir. ANOREKSİYA NERVOSA Bu rahatsızlık göze hoş görünmenin zayıf bir vücut yapısı ile paralel düşünüldüğü bati toplumlarında, kentsel alanlarda daha çok gözlenmektedir. Hastaların % 90-95’i kadındır. Anoreksiya nervosa genç kızlarda % 0,5 oranında saptanmakta ve genellikle 12-25 yas arasında rastlanılmaktadır. Aşağıdakilerin varlığı halinde bu rahatsızlıktan bahsedilmektedir.
Hastaların çoğunun düşünce içeriği yemek ile ilişkilidir. Topluluk içinde yemek yeme konusunda isteksiz davranabilirler. Başlangıçta çevrelerinden ilgi ve beğeni görmek ve kendileri üzerinde kontrol sağladıklarını göstermek amacıyla alınan besinleri kısıtlamaya başlarlar. Eski kilolarına ya da çevrelerinde görünüm olarak beğeni kazanan kişilerin kilosuna inmek için hedef belirler. Gün içinde farklı zamanlarda tekrar tekrar tartılırlar. Kişiler kilo kayıplarını arttırmak için fiziksel egzersizler yapar ya da yorucu fiziksel uğraşılar içine girerler. Öyle ki kişi daha çok enerji harcayıp, kilo verebilmek için oturmayıp, ayakta durmayı yeğleyebilir ya da durduğu yerde el ve ayaklarını hareket ettirebilir. Bu kişiler bir deri bir kemik kalsa bile kilolu olduğu düşüncesindedir. Kişiler kendilerine listeler hazırlayarak kendilerine yasakladıkları yiyecekleri belirterek, bunları yemeyeceklerine yeminler ederler. Yarim kilo bile almaları onları zayıflıktan şişmanlığa geçtikleri seklinde düşündürür. Hastalarda kansızlık, vücut su- tuz dengesinin bozulması, kanda kolesterol ve üre düzeylerinin artışı, karaciğer enzimlerinin yükselmesi, tiroid bezi hormonlarının düşmesi, kadınlarda östrojen dediğimiz kadınlık hormonu, erkeklerde testosteron denen erkeklik hormonu düzeylerinde düşme sonucu cinsel işlevlerde azalma, kalp atımında azalma ve düzensizlikler, beyin boşluklarının beyin dokusuna oranla kapladığı hacmin artışı oluşabilmektedir. Hastaların yarısının ilerleyen donemde iyileştiği, dörtte bir oranında hastanın kısmen iyileştiği, ancak bir miktar yakınmalarının sürdüğü belirlenmiştir. Hastalık sonucu ölüm oranının % 5 civarında olduğu gözlenmiştir. |
![]() | Bugün | 110 |
![]() | Bu Ay | 1231 |
![]() | Toplam | 136412 |